
İdare görevlileri ceza davasından bereat etmiş dahi olsa, kendi sorumluluk alanlar ile ilgili olarak hukuki yönden sorumlu olacakları hakkında.
- K A R A R -
Yargıtay 15.HD.
K.No: 95/479
E. No: 95/404
T: 02.02.1995
Davanın konusu davalılardan yükleniciye yapılan fazla ödemenin yüklenici ile diğer davalı görevlilerden tahsili istemine ilişkindir. Dava, idarece yaptırılan 4.12.1989 ve 25.12.1989 tarihli inceleme raporlarına ve bu raporlara dayanılarak düzenlenen müfettiş raporlarına göre açılmıştır. Sözleşmenin konusu kj 150 adet afet konutu yapım işidir. İşin geçici kabulü 25.11.1989 tarihinde yapılmıştır. Ancak idarece yaptırılan inceleme sonucu davalı yükleniciye 1.420.724.652 TL. Fazla ödeme yapıldığı saptanarak, gerek yükleniciden gerekse gö revlilerden bu fazla ödemeden 205.149.000 TL. irad kayde dilen teminat düşülerek kalan 1.215.575.152 TL.’nin tahsili istenmiştir. Müfettiş raporunun dayanağı olan inceleme ra porlarında gözlem kuyuları açılarak, temelde yapılmış olan dolguların metrajı ve malzemelerin niteliği tespit edilerek so nuca varılmıştır. Bu inceleme sonucunda görevlilerle yüklenici tarafından düzenlenen ataşmanlar ve yeşil defterlerde met rajların ve dolguların gerçeğe aykırı olarak gösterildiği ve fiyat farkının da yanlış uygulandığı belirtilmiştir.
1. idarece, davalı yüklenici, sözleşmenin eki olan BİGş�.’ nin 40. Maddesi gereğince kesin hesap raporunun düzenlenmesi için 10.5.1990 tarihli yazıyla davet edilmiş ve bu yazı 14.5.1990 tarihinde yükleniciye tebliğ edildiği halde yüklenici bu davete uymadığından idarece, 40. Maddeye dayanılarak kesin hesap raporu düzenlenmiş ve bu kesin hesabı inceleyip varsa itiraz larını bildirmesi için 6.12.1990 tarihli yazıyla 12.12.1990 ta rihinden itibaren 60 gün içinde yüklenicinin itirazlarını bildir mesi istenmiş bu yazı 8.12.1991 tarihinde yükleniciye tebliğ edildiği halde süresinde herhangi bir itiraz ileri sürmediği için, idarece düzenlenen 13.2.1991 tarihli tutanakla, yüklenicinin inceleme çalışmalarına ve kesin hesabı imzalamaya gelmedi ği saptanmıştır. Kesin hesap raporu bundan sonra 15.3.1991 tarihinde şube müdürlüğünce onanarak kesinleşmiştir. Davacı idare, sözleşmenin eki olan BİGş�.’nin 40. Maddesinde öngö rülen prosedüre uygun olarak kesin hesap raporunu çıkarmış ve yüklenici tarafından herhangi bir itiraza uğramadığı için bu madde gereğince kesin hesap raporu yüklenici yönünden kesinleşmiştir. Bundan sonra yüklenicinin herhangi bir itiraz hakkı kalmamıştır. Kesinleşen bu kesin hesapta yüklenicinin idareye 1.420.724.652 TL. Borçlu olduğu belirtilmiş ve bun dan, yüklenicinin idareye irad kaydedilen 205.149.000 TL. Teminat bedeli düşüldüğünden 1.215.575.152 TL.’nin idare nin 9.4.1991 tarihli yazısına göre temerrüd tarihinden itibaren faiziyle birlikte yükleniciden tahsiline karar verilmesi gerekir ken bu yön gözetilmeden, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2. Diğer davalıların idarede görevli oldukları anlaşılmaktadır. Yukarda açıklandığı üzere idarece yaptırılan müfettiş tahkika tı ve bunun dayanağı olan inceleme raporlarında açıklanan bulguların niteliğine göre mahkemece mahallinde sondaj usu lüyle inceleme yaptırılarak, davacı idarenin 27.5.1993 tarihli bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu 13.9.1993 tarihli itiraz dilekçesinde açıkladığı itirazlarına da cevap verecek şekil de yeniden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, bu itirazları somut bir biçimde karşılamayan 19.10.1993 tarihli ek rapora dayanılarak görevliler hakkındaki davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Görevliler hakkında açılan ceza davalarının beraatle sonuçlandırılması, BK.nun 53. Maddesi gereğince hukuk hakimini bağlamaz. Çünkü hukuk hakimi, kusurlu olup olmadığı hakkında ceza hukukunun me suliyete ait hükümleriyle bağlı değildir.
Görevliler hakkında kesin hesap raporu kesinleşmiş sayılama yacağından, mahkemece yukarda açıklandığı şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca ulaşılması gerekir. Bu inceleme de, görevlilerin, görevlerinin niteliği, görev süreleri ve kon trol yönetmenliği de dikkate alınmalı, inşaatta tesbit edilecek eksiklik ve kusurların niteliğine göre her birisinin sorumluluk derecelerinin saptanarak hüküm kurulması gerekmekledir. Mahkemece bu yönlerden gerekli inceleme ve araştırma ya pılmadan görevliler hakkındaki davanın da reddine karar ve rilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bu yönden de bozul ması gerekmiştir.